Ad Hoc Hukuk

Yargı Reformu, Covid-19 Salgını ve İnfaz Rejimi Değişiklikleri

Yargı Reformu, Covid-19 Salgını ve İnfaz Rejimi Değişiklikleri

Tanım

En geniş kümede insanlık, daha daralan kümede ise toplumlar yasaklarını koyar. Devletler yargı mekanizmaları ile bu yasaklara uymayanları toplum ve fertleri korumak amacıyla cezalandırır. Hukuka aykırı ve kanundaki tipe uygun eylemi gerçekleştiren ve gerçekleştirdiği eylemde hukuka uygunluk sebeplerinden birini barındırmayan eylemin sahibine ceza hukuku bağlamında fail denir. Fail işlemiş olduğu fiil sonucunda kanunda belli olan yaptırım ile karşılaşır. İşte bugün Türkiye’de bu yaptırımlar iki türlüdür. Bunlar “adli para cezası” ve hürriyeti kısıtlayan “hapis” cezasıdır.

Bizim ülkemizde, yasakları belirleyen genel yasa “Türk Ceza Kanunu”dur. Yargılamanın içeriğini ve metodunu gösteren yasa “Ceza Muhakemesi Kanunu”dur ve son olarak yaptırımların nasıl uygulanacağını gösteren yasamız “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”dur.

“Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun” halk arasında infaz kanunu olarak bilinir. Hakkında yargılama yapılan ve kendisine mahkumiyet hükmü verilen kişi ve yakınlarını etkileyen infaz rejimleri her zaman değişime açıktır.Toplumun dinamik yapısı ve koşulların sürekli değişkenlik göstermesi düşünülünce infazın değiştirilmesi talebi de her zaman olacaktır. İnfaz kanunları iktidarların ceza politikalarına ve toplumun isteklerine göre şekillenmektedir.

Yargı Reformu, Covid-19 Salgını ve İnfaz Rejimi Değişiklikleri

Bilindiği gibi son zamanlarda Türkiye’de “Yargı Reformu” adı altında çeşitli paketler açıklandı, yasa haline getirildi. Zannediyoruz ki daha bir çok yeni paketler açıklanmaya ve yasa olmaya devam edecektir.  Daha iktidarın ağzından “Yargı Reformu” tam çıkmadan infazda indirim talepleri dillendirilmeye başlandı. Siyasiler bunun artısını-eksisini siyasi platformlarda konuştular ancak bu mesele şimdiye değin bugünkü olduğu gibi ciddiyetle masaya yatırılmadı.

Toplumlar ve koşullar değiştikçe iktidarların ceza politikaları da değişir. Son tahlilde Çin’de başlayan ve ne yazık ki dünyaya hızla yayılmaya devam eden Covid-19 salgını bu konuya hayati önem kazandırdı. Neden mi? Türkiye’de cezaevleri tam kapasitesini çok uzun süredir doldurmuş olup standartları oldukça düşük vaziyette. Bu virüsten korunmak için “Evde Kal” kampanyaları yapılmakta ve hastalıkla mücadele için en öncelikli önlemin izolasyon olduğu bilinmektedir. Bu önleme yaklaşmak için avukatların  tutuklu ve hükümlülerle açık görüşleri bir süre ertelenmiştir. Adalet Bakanlığı tutukluları ve hükümlüleri bu ve bunun gibi başkaca önlemlerle korunmaya, olası bir salgını önlemeye çalışmaktadır.

Birinci yargı paketi çıktı çıkalı özellikle Ceza Muhakemesi’nde Seri muhakeme usulü, basit yargılama usulü, arabuluculuk kapsam ve niteliği gibi esaslı birçok değişiklik yapıldı. İkinci yargı paketi ise bahsettiğimiz salgın ülkemizde henüz yeni yeni ortaya çıkmakta iken gündeme gelmişti. Taslağa göre ikinci yargı paketinde ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik yapılarak istinaf kanun yolu ve dava çeşitlerinde düzenlemeye gidilecek.

Tahmin ediyoruz ki üçüncü yargı paketinde yeni bir infaz düzenlemesi yapılacaktır. Cezaevlerinde en azından mevcut kapasitesi dahilinde tutuklu ve hükümlü olacaktır. Bu yazımızda medyada dolaşan yeni infaz rejimi taslağına göz atıldığında “YATAR SÜRESİ” dediğimiz süreyi en çok etkileyen hususları değerlendireceğiz.

1- Ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kısalıyor ve koşullu salıverilme için cezaevinde geçirilmesi gereken süre cezanın 1/2 sine düşürülüyor. Bu şu demek oluyor 5275 Sayılı Kanun’un 107’nci maddesinde değişikliğin meydana geleceği; örneğin cezası 6 yıl olan bir mahkum 3 yıl ceza infaz kurumunda geçirdikten sonra  ceza infaz kurumunda iyi halli olması ve diğer şartların sağlanması üzerine koşullu salıvermeden faydalanabilecek.

2- “Denetimli Serbestlik” düzenlemesi değiştirilerek, belli sürenin altında ceza alan kişilerin hiç cezaevine girmeksizin denetimle serbest kalması ceza hukukunun caydırıcılığına ve kamu düzenine aykırı olduğundan aynı zamanda ceza yargılamalarını işlevsiz gösterdiği gerekçesiyle yapılacak değişikliktir. Bu değişiklik uyarınca kişinin en azından sonuç cezanın koşullu salıverilmesine kadarki yatarının 1/5 ini ceza infaz kurumunda geçirmeden denetimli serbestlikten faydalanamayacaktır. Örneğin 1 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası alan mahkum en az 4 ay ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunacaktır.

3-Denetimli serbestlikten yararlanma süresi 1 yıldan 3 yıla çıkarılacak belli tarihten önceki ve belli suçların haricinde ki tüm suçlara uygulanması yapılacak düzenlemelerden bir başkasıdır.

Yukarıda belirtilen denetimli serbestlik düzenlemelerinde değişiklik 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin değişmesi anlamına gelmektedir.

Mevcut infaz rejimi ne zaman değişir, nasıl bir düzenleme yapılır henüz tam olarak bilinmemektedir. Toplumun önemli bir kesiminin uzun süredir talebi olan infaz rejimi değişikliği, Covid-19 salgınının daha vahim sonuçlar doğurmaması için erken bir tarihe alınacağını öngörmekteyiz.

Yine kamuoyunun tartıştığı diğer bir konu olan, infaz indirimi kapsamında hangi suçların kapsamında olacağı tartışmaları ise bir başka yazımızın konusu olacaktır.