Terörizmin Finansmanı ve Terör Örgütü Üyesi Olmadan Yardım Etme Suçlarının Farkları
Yazan: Admin | 13 Ağustos 2020
Terörizmin Finansmanı ve Terör Örgütü Üyesi Olmadan Yardım Etme Suçlarının Farkları

Terörizmin Finansmanı(6415 s. Kanun m.4) ve Terör Örgütü Üyesi Olmadan Yardım Etme (TCK m.220/7) Suçlarının Farkları

 

Terörizmin Finansmanı Suçu

  Öncelikli olarak 5532 s. TMK’ da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ilk defa gündeme gelmiştir. 3713 s. TMK m.8  ile bu suç düzenlenmesine rağmen sonraki süreçte 6415 s. Kanun çıkarak bu maddeyi mülga ederek daha geniş kapsamlı bir suç şekli oluşturmuştur.

6415 s. Kanun; 1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin ve 1 Haziran 2007 tarihinde yürürlüğe giren “Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” gibi birçok sözleşmenin imzalanıp yürürlüğe girmesine binaen 16.02.2013 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı terör örgütlerine finansman sağlayan kişiler için bir caydırıcılık oluşturarak, terörizmin dünya çapında engellenmesine katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda imzalanan sözleşmelerle eş güdümlü kanun çıkarılmıştır. Ceza Hukuku’nun temel ilkelerine göre bu suçun unsurları aşağıda incelenecektir.

  • Fail

6415 s. Kanun m.4’ün lafzında “… belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi…” ibaresi geçmiştir. Bundan dolayı fail örgüt üyesi olamaz.  Zira ceza hukukunun temel ilkesi olan “kişi işlediği tek fiilden dolayı iki kere cezalandırılamaz” ihlal edileceği açıktır. Yani fail hem örgüt yöneticisi veya üyesi aynı zamanda da örgüte yardım eden konumunda olması beklenemez.  Bunun yanında fail yaptığı fiilin aynı kanunun m.3’te geçen “ Aşağıda sayılan fiillerin gerçekleştirilmesi amacıyla fon sağlanması veya toplanması yasaktır:

  1. a) Bir halkı korkutmak veya sindirmek ya da bir hükûmeti veya uluslararası kuruluşu herhangi bir eylemi gerçekleştirmeye veya gerçekleştirmekten kaçınmaya zorlamak amacıyla, kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri.
  2. b) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında terör suçu olarak kabul edilen fiiller.
  3. c) Türkiye’nin taraf olduğu;

1) Uçakların Kanun Dışı Yollarla Ele Geçirilmesinin Önlenmesi Hakkında Sözleşmede,

2) Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşmede,

3) Diplomasi Ajanları da Dahil Olmak Üzere Uluslararası Korunmaya Sahip Kişilere Karşı İşlenen Suçların Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşmede,

4) Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmede,

5) Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkında Sözleşmede,

6) Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanun Dışı Eylemlerin Önlenmesine İlişkin Sözleşmeye Munzam, Uluslararası Sivil Havacılığa Hizmet Veren Havaalanlarında Kanun Dışı Şiddet Olaylarının Önlenmesine İlişkin Protokolde,

7) Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşmede,

8) Kıta Sahanlığında Bulunan Sabit Platformların Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Protokolde,

9) Terörist Bombalamalarının Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşmede,

yasaklanan ve suç olarak düzenlenen fiiller.”  yasaklı fiileri işlemek amacıyla hareket etmelidir. Eğer fail tüzel kişilik ise TCK m.60’ da geçen tüzel kişiliğe özgü güvenlik tedbirlerine başvurulur.

  • Mağdur

Suçlarda eylemin yöneldiği kişi veya kişilere mağdur denmektedir. Bu suçta fiilin etkisini tüm toplum hissettiğinden dolayı mağdur toplumun oluşturduğu her bir bireydir.

  • Fiil

Bu suçun fiilini yukarıda da bahsedilen ve m.3 te geçen yasaklı fiileri gerçekleştirmek amacıyla “fon sağlamak” ve “fon toplamaktır. “Fon “  kelimesinden ne anlayacağımız ise m.2’deki tanımlar kısmından belirtilmiş olup; ” Fon: Para veya değeri para ile temsil edilebilen taşınır veya taşınmaz, maddi veya gayri maddi her türlü mal, hak, alacak ile bunları temsil eden her türlü belgedir” şeklindedir. Bu açıklama doğrultusunda iki fiilde incelenecek olursa ;                                                  

  1. Fon Sağlamak

Bu fiil kapsamında failin maddi değeri olan malvarlığının bir yolla terör örgütüne aktarmasıdır. Malvarlığının değeri, kimden sağladığı, legal ya da illegal yolla elde edilmiş olması önemsizdir. Bu kapsamda kaçak yollarla yurda sokulan sigarada malvarlığı oluşturabileceği gibi ekmek de kanun hükmüne göre malvarlığı sayılabilmektedir.

  1. Fon Toplamak

Failin bu eylemi yapması için; kendisine ait olmayan bir malvarlığını terör örgütüne aktarması gerekmektedir. Yani fail bu durumda bir aracı durumda olmaktadır. Fon toplanılan üçüncü kişilerin malvarlığı değerlerinin örgüte gideceğinden haberdar olmasına gerek yoktur.

Bu iki fiil için de 6415 s. Kanunun m.4 lafzında geçen “bilerek ve isteyerek” ibaresi önemlidir. Zira kanun hükmü burada özel bir kast aramaktadır. Kişinin topladığı veya sağladığı yardımların örgüte gittiğini bilmemesi yahut bilebilecek konumda olmaması taksirli hareket sayılabilse dahi, suç oluşturmayacağı açıktır. Aynı zamanda korkutma, cebir veya tehdit sonucu bu fiilleri işleyen fail için hem madde hükmünden dolayı hem de TCK m.28 “ Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır. ” hükmü gereği ceza verilemeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yine 6415 sayılı K. m.3 gereği sadece 3713 sayılı kanun kapsamındaki terör örgütleri değil diğer sayılan amaçları gerçekleştirmek için kurulan örgütlere de fon sağlamak ve toplamak aynı suçu oluşturur

  • Manevi Unsur

Failin yaptığı fiilin arkasında yatan, iç dünyasında oluşan sebebe manevi unsur denir. Ceza Hukuku teorisine göre suçlar ancak kasten ve taksirle işlenebilir. Kasten anlaşılması gereken ise failin fiilin kendisini ve/veya sonuçlarını bilerek ve isteyerek yapmasıdır. Bu suç kapsamında ise fail m.3’te geçen fiillerin icrasında kullanılmak üzere “bilerek ve isteyerek” fon toplamalı ve sağlamalıdır. Yani özel bir kastının olması gerekir. Bundan dolayı olası kastla yani fiili “ne olursa olsun” düşüncesiyle işlemesi durumunda suç oluşmaz.

  • Hukuka Aykırılık Unsuru

Her suçta olduğu gibi; hakkın kullanılması, meşru müdafaa ve ıztırar hali durumlarında hukuka aykırılık unsuru oluşmaz ve fiil suç teşkil etmez.

Terör Örgütüne Üye Olmadan Yardım Etme( TCK m.220/7)

Bu suç kapsamında kanun koyucu ; örgütün hiyerarşik kadrosuna dahil olmamasına rağmen terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmeyi cezalandırmıştır. Zira madde lafzında ““Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek olan ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir” demektedir. Bu hüküm 6352 s. Kanunu m.85’le birlikte Türk Ceza Mevzuatında yer bulmuştur. Madde hükmünde cezası tayin edilmemiş olmakla birlikte TCK m. 314/3 delaletiyle 5 yıldan 10 yıla kadar cezalandırılır. Bununla birlikte 3713 s. TeMK’nın m.3 gereği terör suçu sayılmış ve m.5 gereği ise cezanın yarı oranda artırılması emredici hüküm olarak yer almaktadır.  Bu suçun unsurları aşağıda gösterilen şekilde incelenmiştir.

  • Fail

Madde lafzında da belirtildiği üzere terör örgütüne üye ve yönetici olmayan herkes bu suçu işleyebilir. Zira belirtildiği üzere bir kişi yaptığı bir fiilden ötürü iki kere cezalandırılamaz.  Hayatın olağan akışından anlaşılmaktadır ki; örgüte üye ve yönetici olan herkes mütemadi bir suç işlediğinden ve bu suçun doğası gereği yardım veya benzeri faaliyetler yapabileceğinden dolayı, ayrıca madde hükmünde de aksi bir ifade olmadığından dolayı bu hüküm kapsamından da cezalandırılamaz.

  • Mağdur

Suçlarda eylemin yöneldiği kişi veya kişilere mağdur denmektedir. Bu suçta fiilin etkisini tüm toplum hissettiğinden dolayı mağdur toplumun oluşturduğu her bir bireydir.

  • Fiil

Asıl fiil bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmektir. Madde lafzından da anlaşıldığı üzere yardımın maddi değer olarak sınırlamamakta; örgüt üyelerini saklama, yol gösterme, evde yemek verme vb. bir sürü fiili bu kapsamda saymaktadır.  Tabi ki bu fiillerin işlenmesi için de yine özel kast aramaktadır.

  • Manevi unsur

Failin yaptığı fiilin arkasında yatan, iç dünyasında oluşan sebebe manevi unsur denir. Ceza Hukuku teorisine göre suçlar ancak kasten ve taksirle işlenebilir. Kasten anlaşılması gereken ise failin fiilin kendisini ve/veya sonuçlarını bilerek ve isteyerek yapmasıdır. Madde lafzında ayrıca belirtilen “bilerek ve isteyerek” ibaresi de failin bir terör örgütüne yardım yaptığını bilmesi ve bu örgüt üyelerine isteyerek yardım yapmasını içermektedir. Örnekleyecek olursak; kişinin yaptığı bağışın hayır kuruma olduğunu sanarak yapması ama aslında örgüte yardım olması yahut gece vakti silah zoruyla eve gelen terör örgütü üyelerinin evden erzak almasıdır. İlk örnekte kişinin özen yükümlülüğünün yerine getirmemiş olması veya “ne olursa olsun” düşüncesiyle hareket etmiş olması sonucu değiştirmeyecektir. Zira özel kastın varlığı, suçun ancak kasten işlenebileceğine işaret etmektedir. İkinci örnekte ise hem kastın olmadığı hem de TCK m.28 hükmü gereği; failin cezalandırılmasını önleyecektir.

  • Hukuka aykırılık unsuru

Her suçta olduğu gibi; hakkın kullanılması, meşru müdafaa ve ıztırar hali durumlarında hukuka aykırılık unsuru oluşmaz ve fiil suç teşkil etmez.

6415 s. Kanun m.4 ve TCK m.220/7 ‘nin karşılaştırması

Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında iki suçunda birbirine benzediği görülmektedir. Bu kapsamda bir ayrım yapılması elzemdir. Zira hem hukuki öngörülebilirlik açısından hem de kişilerin bir fiilden dolayı iki kere cezalandırılmamasından dolayı bu ayrımın net ve kesin olması gerekir. Bu ayrım için Yargıtay CGK kararı ve daire içtihatlarına göre; 6415 sayılı Kanunun 5237 sayılı TCK ‘dan daha yeni tarihli kanun olması; ayrıca 6415 sayılı Kanunun m.2’sinde tanımlanan “fon”’ un tamamen maddi değeri olan şeyler olarak tanımladığının, TCK m.220/7 ‘deki yardımın ise genel bir yardım suçu niteliğinde olduğundan bahisle 6415 sayılı kanun özel ve sonraki kanundur. Bundan dolayı maddi değeri olan tüm yardımların “fon toplama veya sağlama” olarak nitelendirmektedir. Maddi değeri olmayan yardımlar ise; örneğin evde yemek yedirmek, yol göstermek veya saklamaktır. Bu eylemlerden dolayı ise TCK m.220/7’den cezalandırılır.

Bu açıklamaların yanı sıra bazı yazarlara göre ve Yargıtay kararının karşı oyunda ise; fon sağlamak veya toplamak suçunun; sistematik ve büyük para miktarları için uygulanacağı TCK m.220/7’nin ise sistematik olmayan ve daha cüzi miktarlar için uygulanacağını görüş olarak bildirmişlerdir. Aynı zamanda 6415 s. Kanun m.4  lafzında  geçen “ daha ağır cezayı gerektirmeyen bir suç olmaması durumunda” ibaresi de değerlendirilmelidir. Zira indirim olmaması durumunda TCK m.220/7’nin TCK m.314/3 delaletiyle 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası alacağı görülmektedir. 3713 s. Kanun m.5/1 gereğince de yarı oranda artırılacağı söz konusudur. Bundan dolayı ceza miktarı 7.5 yıldan 15 yıla kadar çıkmaktadır. Hâlbuki 6415 s. Kanun m.4 gereğince ise 5 yıldan 10 yıla kadar bir ceza söz konusudur. Bundan dolayı TCK m.220/7 uygulanmalıdır demektedirler.

Kaynakça: https://karararama.yargitay.gov.tr/

Yasemin EJDER KAÇMAZ/ TÜRK CEZA HUKUKUNDA TERÖRİZMİN FİNANSMANI SUÇU/ yüksek lisans tezi

Prof.Dr.Ersan Şen’in www.hukukihaber.net sitesinde 21 Eylül 2017 tarihli yazısı

Prof. Dr. Feridun Yenisey /ÖRGÜTLÜ SUÇLAR VE TERÖR SUÇLARI EĞİTİM MODÜLÜ

 

 

.

Bize Hemen Ulaşın

Ad-Hoc Hukuk Bürosu, başta Erzurum, Bursa, Antalya, İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde yerel hukuk bürolarıyla işbirliği halinde olduğu hukuk bürolarıyla müvekkillerine hizmet vermektedir.