Hak Ehliyeti ve Fiil Ehliyeti Kavramları
Yazan: Admin | 10 Temmuz 2019
Hak Ehliyeti ve Fiil Ehliyeti Kavramları

1-)HAK EHLİYETİ

Bir kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme ehliyetidir . Hak sahibi olacak olanlar kişilerdir . Hayvanların da bazı hakları vardır ancak medeni haklara sahip olabilmeleri söz konusu değildir . Borçlara da sahip olacaklar yine kişilerdir. Hak ehliyeti aslında kişiliğin özüdür , çekirdeğidir. Hak ehliyeti kişiye tanınmış bir hak değildir. Zira bu kişinin hak sahibi olabilmesinin başlı başına bir şartıdır .

Türk Medeni Kanunu  Madde 8.- Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.

Burada hak ehliyetinin iki ilkesinden bahsediyor. İlk ilke genelliktir ikinci ilke de eşitlik ilkesidir. Anayasanın da onuncu maddesi der ki '' Herkes kanun kaşısında eşit muamele görmek zorundadır .''

Buradaki eşitlik mutlak bir eşitlik değildir . Yani her insanın mutlaka aynı haklara sahip olma noktasında yüzde yüz eşit olması düşünülemez . 

HAK EHLİYETİ HANGİ HALLERDE SINIRLANIR ?

a)Yaş Gereği Medeni kanunda kişilerin bazı haklara yaşları gereği ehi olmayacağı düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu Madde 124.- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.  

Türk Medeni Kanunu Madde 502.- Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir.

Türk Medeni Kanunu Madde 503.- Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.

Türk Medeni Kanunu Madde 307.- Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlat edinebilir.

Yine, kişinin kendi dinini tayin edebilmesi için ergin olması istenir. Vasi olmak için de ergin olunmalıdır .

Türk Medeni Kanunu Madde 413.- Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar.

Miras sözleşmesi ve vasiyet arasındaki fark : İkisi de ölüme bağlı tasarruftur. Biri sözleşmedir diğeri tek taraflı hukuki işlemdir (ayrıntısnı daha sonra göreceğiz .)

b)Cinsiyet

TMK Madde 132.- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Buna iddet müddeti denir . Bu düzenlemenin nedeni neseb karışıklığının engellenmesidir. Babalık karinelerinin çatışmasını önlemek amaçlanmıştır. Evlilik boşanma ile sona ermişse hakimin kararından sonra , ölümle sonlanmşsa ölüm tarihi itibariyle , evliliğin hakim tarafından iptali verilmişse iptal kararı verildiği günden sonra saymaya başlanır üç yüz gün . Gaiplikte ise kişiden son haberin alndığı veya ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu günden sonra üç yüz gnlük süre hesaplanmaya başlar. Bu üç yüz günlük süre doğmadan kadın doğum yaparsa veya kendisi eski eşiyle evlenmek isterse bu üç yüz günlük iddet süresi zaten ortadan kalkar . Kadının gebe olmadığını bugün basit bir kan testi ile saptayabiliyoruz . Kadının hekim raporuyla gebe olmadığı saptanırsa bu durumda hakime müracaat ederek bu sürenin kaldırılması istenebilir .

Başka bir fark da soy bağının reddinin sadece kocaya ait olmasıdır.Kadın için böyle bir durum söz konusu değildir. Çünkü çocuğu doğuran kadın , anadır. Bu mutlak bir ilkedir.

Anayasa madde 41 der ki '' Evlilikte kadın ve erkek eşittir. ''

Türk Medeni Kanunu Madde 185.- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.

Türk Medeni Kanunu Madde 186.- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.Birliği eşler beraberce yönetirler.Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.

Bunun istisnasını da madde 187 de görüyoruz : Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

Bu düzenleme eşitlik ilkesine tamamen aykırıdır. Anayasa mahkemesi madde 187 'yi iptal etmeyip teker teker dava açmanın önünü açmıştır. Günümüzde bir kadın mutlaka kocasının soyadını alır . Eğer sadece kendi soyadını taşımak istiyorsa dava açmalıdır. Yargıtay , ilk derece mahkemeleri de artık bunları kabul ediyor. İsviçre'de 2013 yılında yapılan düzenleme ile eş kendi soyadını taşımaya kural olarak devam eder. Ancak eşler anlaşarak birinin soyadını aile soyadı olarak belirleyeceklerdir.

Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti annededir. Çocukla babası arasında soybağı bulunsa dahi bunun verilmesi mümkün değildir. Evlilik içi doğan çocuğun velayetine hem annesi he babası birlikte sahiptirler.

c)Yabancılık Türk vatandaşı olmama bazı sınırlamalara tabi olur . En önemlisi yabancıların gönüllerince Türkiye'de taşınmaz mal sahibi olamamasıdır. Buna müsade edilirse devletlerden daha zengin olan şirketler gelir ve ülkeyi bir şekilde komple satın alrlar . Bu yüzden Tapu Kanunumuzda ve çeşitli kanunlarımızda sınırlandırmalar mevcuttur.

d)Ayırt Etme Gücü Bu güce sahip olmayan kişiler şahsen kullanılması gereken hakları kullanamazlar . Bunları , onlar adına yasal temsilcileri de kullanamazlar . Ancak bu sıkı sıkıya kişiye bağlı hakları kullanamaması onun çok aleyhine bir durum yaratıyorsa bu durumda elbette yasal temsilcisi onun adına bu hakkı kullanabilmelidir. Evlenen bir kişinin daha sonra ayırt etme gücüünü kaybetmesi ile birlikte kocası da bunu bahane edip eşi aldatma , dövme , sövme gibi durumlara maruz bırakıyorsa bu durumda yasal temsilci bu kişi adına bir boşanma davası açabilmelidir.

e)Akıl Hastalığı Madde 133.- Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.

Bu kişilerin velayet hakkı kaldırıldığı gbi vasilik sfatı da sona erer.

f)Haysiyetsiz Hayat Sürme Bu kişi vasi olarak atanamaz

g)Bir suçtan dolayı mahkumiyet   Bu kişiler resmi bir vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılamaz .

h)Türkiyede meydana gelmiş bir olaya yabancı bir hukuk uygulanabilir. Bu da bazı farklar yaratabilir.

 

2-)FİİL EHLİYETİ

Kişinin kendi iradi bir davranışıyla hukuki bir sonuç meydana getirebimesini ifade eder. Kişinin kendi davanışıyla hak ve borç sahibi olabilmesidir. Hak ehliyetine sahip olmak demek her zaman fiil ehliyetine de sahip olmak anlamına gelmez. Fiil ehliyetine ilişkin düzenlemeler tamamen  emredicidir . Aksinin kararlaştırılması mümkün değildir.

FİİL EHLİYETİNİN ÇEŞİTLİ GÖRÜNÜMLERİ

Hukuki İşlem Ehliyeti

Hukuka uygun fiillerin en önemli kısmı hukuki işlemler kısmıdır.Çünkü kişi hukuki işlemler vasıtasıyla kendi iradesiyle hak kazanıp borç altına girebilir. Fiil ehliyetinin bu görünüm şekli hukuki işlem ehliyetidir. Hukuki işlem deyince bunun içine hem borçlandırıcı işlem hem de tasarruf işlemleri girer.Yani kişi bizzat bir borçlandırıcı işlem yapabilir mi ? Tasarruf ehliyeti farklıdır, tasarruf yetkisi farklıdır . Ehliyet , fiil ehliyetnin görünüş şeklidir. Acaba bu kişi bizzat asarruf işlemi yapabilir mi? Ancak tasarruf yetkisi , kişinin belirli bir hakka doğrudan doğruya etki edebilme gücüdür . Benim bir başkasının malı üzerinde tasrruf yetkim yoktur. Bazen kişi malın maliğidir ancak tasarruf yetkisi kısıtlanmış olabilir . İflas eden bir tacir iflas masasına giren malları üzerinde tasarrufta bulunamaz.

Hukuki İşlem Benzerlerinde Fiil Ehliyeti

Kural olarak hukuki işlemlerle ilgili hükümler kıyasen benzerlerinde de uygulanır . Kişinin hukuki işlem benzeri fiilde bulunabilmesi için de fiil ehliyetine haiz olması gerekir.

Yöneltilmesi Gerekli İrade Beyanlarında

Hem irade beyanını yöneten hem de kendisine irde beyanı yöneltilen kişi fiil ehliyetine sahip olmak zorundadır.

Maddi Fiillerde

Hukuki sonucun doğabilmesi için kişinin fiil ehliyetine saip olmasına gerek yoktur. Çünkü burada bir ukuki sonuç bir iradeye veya bir irade beyanına bağlanmış durumda değildir. Ayırt etme gücüne sahip olan bir kişi irade oluşturabilir. Dolayısıyla bu tür bir irade beyanını arıyorsak kişi mutlaka ayırt etme gücüne sahip olmak zorundadır. Ancak fiili davranışta bir irade yoktur . Dolayısıyla burada ayırt etme gücünün varlığı da aranmaz. Ve böylece sadece dış görünüşe bir hukuki sonuç bağlamış olduğu için maddi fiillerde fiil ehliyeti aranmaz .

Usuli İşlem Ehliyeti

Dava açma, davada çeşitli işlemler yapma veya kişinin aleyhine dava açılması sözkonusuysa bu halde de mutlaka kişinin fiil ehliyetinin olması gerekir

Hukuka Aykırı Fiiller

Hukuka aykırı filler ya genel davranış kurallarına aykırı fiiller ki bunlara haksız fiiller derz, ya da bunlar borca aykırı davranışlardır. O kişinin bu fiillerden doğan sonuca katlanması o kişinin verdiği zararı tazmin eetmesi demektir. Yine bunlar için fiil ehliyetine sahip olması lazım buna da sorumluluk ehliyeti deriz .

Bize Hemen Ulaşın

Ad-Hoc Hukuk Bürosu, başta Erzurum, Bursa, Antalya, İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde yerel hukuk bürolarıyla işbirliği halinde olduğu hukuk bürolarıyla müvekkillerine hizmet vermektedir.