Ad Hoc Hukuk

Vakıf Nasıl Kurulur - Nasıl Sona Erer?

Vakıf Nasıl Kurulur - Nasıl Sona Erer?

Ad- Hoc Hukuk olarak, Bursa veya Erzurum illerinde Avukatlık faaliyetlerimiz, makale ve bilimsel çalışmalarımız sürmektedir. Yazımızda bahsettiğimiz Vakıfa ilişkin, Avukatlık dönemimizde uygulamada çok fazla karşılaşmamamıza rağmen kimi zaman özellikle ölüme bağlı tasarruflardan sonra malvarlığının bir vakıfa özgülendiği durumlarda bazı uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki makale bir ön plan olmakla birlikte tek başına yeteri olmayıp avukat marifetiyle miras ile ilgili sorunlarının çözülmesi daha sağlıklıdır. Bursa Avukatı Berat Barulay bu konuda: "Özellikle Bursa ‘da ölüm halinde yahut kimi zamanda kamuya yararlı olmak amacıyla vakıflar kurulmaktadır. Avukat'a danışılmadan kurulan bu vakıfların işleyişinde sıklıkla sorunlarla karşılaşmaktayız. Hukuki meseleler ciddi bir tecrübe, bilgi birikimi ve ayrı ayrı uzmanlık gerektirmektedir." demektedir. Erzurum Avukatı Emin Kırıcı:" Meslektaşımın da bahsettiği üzere hangi ilde olursa olsun o ilin uzman avukatlarınca söz konusu sorun  (örneğin Erzurum Avukatlarınca) gerekli araştırmalar yapılarak, son Yargıtay kararları incelenerek çözülmelidir." şeklinde yorumda bulunmaktadır. Adaletin tecelli etmesi bakımından kişilerin avukata danışması elzemdir.

"Vakıf Nasıl Kurulur - Sona Erer?" konulu yazımız aşağıdadır:

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen üçüncü sıradaki tüzel kişiye vakıf denir. Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Medeni kanuna göre kurulan vakıflar, kamuya yararlı vakıflar ve özel kanunlarla kurulan vakıflar olarak çeşitlidirler; farklı düzenlemelere tabi tutulmuşlardır ve vakıflar TMK md 101-117 arasında düzenlenir. Örnek vermek gerekirse Bezm-i Alem vakfı Osmanlı döneminde kurulmuş olup hala daha işleyişi devam etmektedir.

 

Madde 101- Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.

Vakıf, noterde düzenleme şeklinde yapılacak işlemle kurulur. Fakat ek olarak vakfın kurulması için yetkili asliye hukuk mahkemesine başvurularak tescilinin sağlanması gereklidir. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. Söz gelimi yerleşim yeriniz Bursa ise Erzurum Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tescili sağlayamazsınız.

Vakıf sağlıkla kurulabileceği gibi malvarlığını tahsis ederek de kurulabilir. Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.

Tahsis edilecek malların vakfın amacını gerçekleştirecek düzeyde olması gerekmektedir. Kişi sağ ise ve tahsis edildiği malvarlığı vakıf kurmaya yeterli değilse talep hakim tarafından reddedilir. Kişi isterse limiti artırıp tekrar başvurabilir. Tahsis edilen mallar kolay kolay değiştirilemez.

Kişi bunun yanında terekesi ile yani öldükten sonraki bütün malvarlığı ile de vakıf kurulabilmektedir. Tahsis edilen mal yeterli olmazsa ve bu kişi de ölmüş ise ;

Madde 107/f3 : Tescilli istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal ve haklar amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir irade açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, denetim makamının görüşü alınarak hakim tarafından benzer amaçlı bir vakfa özgülenir.

Vakıflarda üyelik kavramı çatışmaktdır. Vakıflarda üyelik olmadığı için aidatta yoktur. Vakfın malvarlığı bu durumda kendi tasis ettiği mallardan oluşur.

Madde 372.- Aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca aile vakfı kurulabilir.

Bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi yasaktır. Böyle bir özgülenme, vakıf kurma yoluyla da yapılamaz.

Aile Vakıfları ancak Türk Medeni Kanunu’nun 372.maddesinde belirtilen şekilde kurulabilir. Burada amaç feodalite ile mücadeledir. ( Tmk 372/2 )

VAKFIN UNSURU

Vakfın en önemli unsuru amacıdır. Çoğu zaman amaç kamu yararına hizmet etmek olsa da (Hastane kurulması, su sebili, yaşlılar için bakımevi vs.) toplumsal yardım, eğitim gibi konularda da vakıf kurulabilir. Vakıf hedefine ulaşabilmek için bir ticari işletme işletebilir.

 Alman Hukukunda denir ki vakfın amacında bir ticari işletmeyi güçlendirmek, onu korumak olabilir. Ancak bu bizde yoktur. Mesela BOSH firmasının vakfı vardır. Zor duruma düştüğünde direk faizsiz borç verir. Burada amaç şirketin ticari hayattan silinmesini önlemektir.

 Vakıfların kuruluşunda tescil sistemi olduğu için vakfın yasaklanan bir amacı taşıdığını görürse hakim o vakfın tescillenmesini engelleyebilir. Bu şekilde en baştan tüzel kişilik taşıyamaz. Vakfın amacı imkansız olmamalıdır. Vakfın amaç değiştirmesi çok zordur. Çünkü kuran kişi mallarını o amaç için tahsis etmektedir. Vakfın yine sahip olmaması gereken amaçları vardır ;

Madde 101/f 3 : Cumhuriyet’in Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlaka, milli birliğe ve milli menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.

Madde 116.- Amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.

Madde 113.- Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hale gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını değiştirebilir.

Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen koşulların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında veya değiştirilmesinde de aynı hüküm uygulanır.

Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanları ile değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra gerekli değişikliğe izin verebilir.

Mesela bir ev var bunun kirası da vakfa devrediliyor. Ancak ev eskiyen bir şeydir. Kira geliri artık sadece evin masrafına yetecek hale gelmişse bu taşınmazı satıp gelir getirecek daha yararlı bir mal veya hak ile değiştirmek mümkündür.

 

Amaçsız vakıf düşünülemez. Vakfeden amacının ne olduğunu baştan belirtmek zorunludur. Tek bir amaç değil de birden fazla amaç da olabilir. Aynı zamanda amaç sürekli olmalıdır. Geçici bir amaç için vakfa gerek yoktur. Ancak amacın daimi olması da şart değildir.

 

VAKIF KURMA ŞARTLARI:

Vakfın kurulduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sicile tutulan tescil ile tüzel kişilik kazanır. Bu noktada “Tescil ilkesi” geçerlidir.

Bu irada ya bir resmi senet ile ölümden sonra kuruluyorsa da ölüme bağlı senet ile açıklanmalıdır. Vakfeden kendisi vakfı kurmuyor da temsilci aracılığıyla kuruyorsa temsil yetkisi mutlaka noter ile düzenlenen bir belge verilmesi zorundadır.

Sağlıkta vakıf kurulmak isteniyorsa vakfedenin bizzat kendisi mahkemeye başvurmalıdır. Eğer ölüme bağlı tasarruf yoluyla vakıf kurmaya başvurulduysa burada vakfeden ölmüştür. Bu yüzden ilgililer yani mirasçılar hatta burada vakfın amacından yararlanacak olanlar da ilgili olur veya vasiyetnameyi açan sulh hakiminin bildirimi üzerine vakıflar genel müdürlüğü tarafından re'sen açılır.

Mahkemeye başvurduktan sonra vakfın amacı ve malvarlığı hakkında inceleme yapılır . Bu arada vakfın malların ve hakların korunması için mahkeme gerekli önlemleri almaktadır. Mahkeme olumlu karar verirse tescil de olursa tüzel kişilik kazanılır.

Ülkemizde tüzel kişilik kazanan vakıflar ilan edilir.

Madde 104.- Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezi sicile kaydolunur.

Tescil kararı, başka bir mahkemece verilmiş ise, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilir.

Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezi sicile kaydolunan vakıf Resmi Gazete ile ilan olunur.

VAKFIN MALLARININ MÜLKİYET KAZANMASI

Madde 105.- Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer.

Normalde bir taşınırın mülkiyetinin geçmesi için zilyetliğin kazanılması gerekirken tapuya kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini elde edebilmek için kişi adına tapu sicilinde tescil yapılması gerekir. Bu işlemlere gerek olmaksızın vakıf, tüzel kişilik kazanır kazanmaz malların mülkiyetini kazanır.

KURULAN VAKFIN GERİ ALINMASI:

Kişi vasiyetname ile bunu yaptıysa vasiyetnameyi yırtarak yok edilmesi durumunda söz konusu olur. Sözlü veya resmi vasiyetnamenin geri alınabilmesi de mümkündür. Ancak vakfeden öldükten sonra onun vasiyetnamesi ile mirasçıları bağlıdır. Onların böyle bir hakkı yoktur. Gaip olan kişi gaipliğin sonra öldü diye vakıf kurulduysa kişi de sonrasında çıkıp gelirse yine mallar o kişiye devredilir. Sağlığında vakıf kurmak isteyen kişinin daha sonra geri dönüp dönememesi açısından bir hüküm bulunmadığından bu durumda çeşitli görüşler bulunmaktadır.

Normalde vakıfta üyelik olmaz . Ancak uygulamada bu durumlara da kimi zaman rastlanılmaktadır.

Vakfın en önemli unsurlarından biri de tüzel kişiliğidir. Tüzel kişiliği olduğu için biz onu hukuk aleminde bağımsız bir varlık olarak kabul ederiz.

Vakfın zorunlu organı yönetim organıdır. Bu yönetim organında bir kişi de yer alabilir ancak mütevelli heyeti dediğimiz birden fazla kişi de bulunabilir.

Madde 109- Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir.

“Tescilli istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal ve haklar amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir irade açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, denetim makamının görüşü alınarak hakim tarafından benzer amaçlı bir vakfa özgülenir.”

 

VAKIFLARIN DENETİMİ

Madde 111- Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.

Yönetim bir rapor hazırlamalıdır ve bunu Vakıflar Genel Müdürlüğüne bildirilmelidir. Aksi halde ne yapılacağına dair bir düzenleme mevcut değildir.

 

VAKFIN SONA ERMESİ

Madde 116- Amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.

Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.

Vakfeden vakıf senedine belli bir süre koymuş ise o süre dolunca da kendiliğinden sona ermiş olur. Vakfedenin doğrudan bir bozucu şart eklemesi de mümkündür. Bunun ile de tüzel kişilik yitirilmiş olur.

Vakfın Tasfiyesi: Vakıflar kanunu TMK 53 'ten farklı bir düzenleme getirmiştir bu konuda. Madde der ki ; Sona eren bir yeni vakfın tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar vakıf senedinde yazan hükme göre, senette özel bir hüküm yoksa genel müdürlüğün görüşü alınarak mahkeme kararı ile benzer amaçlı bir vakfa, dağıtılan yeni vakıfların tasfiyesinin arta kalan haklar ise genel müdürlüğe intikal eder.

Hangi sebeple olursa olsun vakıf tüzel kişiliğini yitirmiş ise sicilden kaydı silinir ve Resmi Gazete'de ilan edilir.

Son olarak belirtelim vasiyette malvarlığının vakfe özgüleneceği düzenlenmişse bu vakıf için genel olarak bir bağışlamadır diyemeyiz. Ancak tek taraflı bir işlemdir. Bağışlama bir sözleşmedir. Vakıf ise tek taraflı bir işlemdir. Bu yüzden vakıf, mahiyet olarak bağışa benzer ancak tam anlamıyla bir bağışlamadır demek mümkün değildir.